Gönderen: sansasyon | Ağustos 23, 2008

İrşad ve davet sorumluluğu

Muhterem Müslümanlar!

İnsanı saygın ve mükerrem bir varlık olarak yaratan Yüce Allah, diğer varlıklardan farklı olarak ona nice meziyetler bahşetmiştir. Bu meziyetlerin başında şüphesiz akıl gelmektedir. Akıl, insanın doğru yolu bulmasında en önemli cevherdir. Ancak sadece akıl, kişinin hakkı ve hakikati bulmasında her dem yeterli değildir. Bu nedenledir ki Yüce Allah, doğru yolu göstermek üzere çok sayıda Peygamber göndermiştir. İnsanlık için rahmet olan bu elçiler, Yüce Allah’ın emir ve yasaklarını, hak ve batılı, insanî ve ahlakî erdemleri her türlü zorluğa rağmen insanlara tebliğ etmişlerdir. Peygamberlerin gönderilmesi, toplumda irşad ve davetin gerekliliğini açıkça ortaya koymaktadır.

Değerli Müminler!

İnsanlar, tabiatları gereği her zaman irşad ve davete, öğüt ve nasihate muhtaçtırlar. “Öğüt ver;doğrusu öğüt inananlara fayda verir.” [1] âyeti, irşad ve davetin gerekli olduğunu vurgulamaktadır. Gerçekten sıkıntı ve problemlerle bunalan gönüller, katılaşan kalpler, rahmet yüklü ilahi mesajlarla huzur bulmakta, zihinler berraklaşmaktadır. Yeter ki gönül ve zihinler, insana hayat verecek, hayatı ve ölümü, varlık ve yokluğu, dünya ve ahireti anlamlandıracak, ilahi mesajlara açık olsun…Bu mesajlara kapalı kulak ve gönüller ise, elbette rahmetten gerekli haz ve huzuru alamayacaklardır. Rahmet elçilerine gönüllerini açma yerine sırt dönecekler ama kaybedenler kendileri olacaklardır.

Aziz Müminler!

Dinimiz İslâm, iyiliklerin ve ahlaki değerlerin yaygınlaştırılması ve  kötülüklerle mücadele konusunda, bütün fertlere bir sorumluluk yüklemiştir. Nitekim “Siz, insanların iyiliği için ortaya çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz; iyiliği emreder, kötülükten men eder ve Allah’a inanırsınız…” [2] âyeti, bu konudaki sorumluğu dile getirmektedir. Her sözü bizler için mesaj yüklü Sevgili Peygamberimiz de “Sizden kim bir kötülük görürse, eğer gücü yetiyorsa, onu eliyle değiştirsin. Buna gücü yetmiyorsa diliyle o kötülüğü değiştirsin. Buna da gücü yetmiyorsa, o zaman kalbiyle buğzetsin. İmanın gerektirdiği en alt sorumluluk bilinci budur.” [3] buyurarak bu hususa işaret etmiştir. Buna göre hepimizin, eşimize, evladımıza, komşularımıza, arkadaşlarımıza karşı bir sorumluluğumuz vardır. Sorumluluğun gereği yerine getirildiği takdirde, kötülükler ve ahlaksızlıklar zemin bulamayacak, kök salamayacaktır. Sorumluluğun ihmali durumunda ise, ortaya çıkacak olumsuzluklara bütün toplum olarak bedel ödenecektir. Alemlere rahmet olarak gönderilen Peygamberimiz (s.a.s) gayet dikkat çekici bir üslupla, kötülüklerle mücadele edilmesini vurguluyor: “Nefsim kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki, ya iyiliği emir ve kötülükten men edersiniz, yahut Allah Teâla size toplumsal kargaşa (azap) verir. Sonra kurtulmak için Allah’a yalvarırsınız da duanız kabul edilmez.” [4]

Muhterem Müslümanlar!

İnsanlık geçmişte nasıl peygamberlere muhtaç idiyse, bugün de dinin emir ve yasaklarını, güzelliklerini insanlara anlatacak din hizmetini ihlas ve samimiyetle yerine getirecek gönül erlerine muhtaçtır. Yaratılanı yaratandan ötürü hoş gören Yunuslar, kapısını ve gönlünü herkese açan Mevlanalar, baba şefkatiyle herkesi kucaklayan Hacı Bektaş-ı Veliler misali, özü-sözü, eylem ve söylemi birbiriyle uyumlu gönül erleri, bir toplum için büyük kazanımdır. Unutulmamalıdır ki, irşad ve davet belirli liyakate sahip fertlerin ifa edeceği bir görevdir. “Sizden, hayra çağıran, iyiliği emreden ve kötülükten men eden bir topluluk (sınıf) bulunsun. İşte kurtuluşa erenler onlardır.” [5] buyurulmak suretiyle irşad ve davetin genelin değil bu hususta ehliyet sahibi kimselerin görevi olduğu vurgulanıyor.

Hutbemi irşad ve davette temel esasları içeren bir âyet mealiyle bitirmek istiyorum: “Ey Muhammed! Rabbinin yoluna hikmetle, güzel öğütle çağır, onlarla en güzel şekilde mücadele et; doğrusu Rabbin kendi yolundan sapanları daha iyi bilir.” [6]

Dr. Yaşar YİĞİT

Din İşleri Yüksek Kurulu Uzmanı

_________________________

[1]Zâriyât, 55.

[2]Âl-i imran, 3/110.

[3]Tirmizi, Fiten, 11.

[4]Tirmizi, Fiten, 9.

[5]Al-i İmrân, 4/104.

[6]Nahl, 16/125.


Yanıt

  1. DİNLE EY KIZIM

    Bu nasihatleri dinlersen şayet

    İyilik emreder yüzlerce ayet

    Söylediğim söze kendim riayet

    Etmezsem dinleme beni ey kızım

    Küçüğe sevgidir, büyüğe saygı

    Mevla’m bize vermiş ne güzel duygu

    Sözümü dinlersen çekmezsin kaygı

    Kendinden büyüğü daim say kızım

    Kulaktır sözleri işiten duyan

    Hayrı dinlemektir sana da uyan

    Benim bu sözlerim çok açık ayan

    Nasihati iyi dinle duy kızım

    Kıyar mıyım senin bir tek teline

    Dayanamam kor bassalar diline

    Ne yapayım buda böyle biline

    Namazın yoksa haline vay kızım

    Evlatların seni alıkoymasın

    Dünya’ya meyledip ayak kaymasın

    Duyan yeter, duymayanlar duymasın

    İnandığın hakkı haykır, yay kızım

    Her işinde Allah rızası gözet

    Nefsini ıslah et, halini düzelt

    Belalara karşı bolca dua et

    Sabrı İlahi bir görev say kızım

    Davet et takvaya, takvalı yaşa

    Şeytanı uzak tut, geçirme başa

    Seni de taptırır paraya haşa

    Fakirin hakkını ayrı koy kızım

    Bu günün işini yarına atma

    Akşamla, yatsıyı kılmadan yatma

    Ebedi hayatı dünyaya satma

    Bu sözden kendine çıkar pay kızım

    Çok çeşitli nice yollar yapmışlar

    Kendi yaptıkları puta tapmışlar

    Dalalete düşüp yoldan sapmışlar

    Ehlibeyt yolundan ayrılma kızım

    Sen üstüne düşen vazifeni yap

    Bil ki yaptığını görür Yüce Rab

    Çok ibadet ile olsan da harap

    Bahane arayıp sıyrılma kızım

    Hayat imtihandır zorda kalsan da

    Hatta çoğu yerde haklı olsan da

    Her ne kadar sende aciz kulsan da

    Hiçbir zaman yalan uydurma kızım

    Kur’an’ın emri var, haramdır gıybet

    Zan ile gıybete aman dikkat et

    Babanın sözünü dinlersen şayet

    Kimsenin gıybetin eyleme kızım

    Kulluk için gönderildik dünyaya

    İyilik yap hiç kaçmadan riya’ya

    Üç gün için tamah edip paraya

    Kalp kırıp kötü söz söyleme kızım

    Sırdaşın olsun ki, sırrını paylaş

    Samimi kimseyi eyle arkadaş

    Boş durma daima nefisle savaş

    Namerde derdini söyleme kızım

    Dostunu iyi seç, kıymetin bilsin

    Sen ona, o sana canını versin

    Dostluğun şartını ilk başta dersin

    Hakka düşmanı dost edinme kızım

    Babanın sözünü dinlersen eğer

    Kazanırsın Allah indinde değer

    Mehmet’te kızını severmiş meğer

    İtiraf edeyim sende duy kızım

    Mehmet DEMİRER

    http://www.blogcu.com/mehmetdemir


Cevap bırak

Sizin cevabınız:

Kategoriler